Hatıralar…


Gurbetçilerin deyimiyle “izin” tarihi yaklaştıkca, benim yaklaşık 4 yıldır ziyaret etmediğim Türkiyem ile alakalı çocukluğuma dair en ufak detaylar zihnimde canlanıyor. 

 Kerpiç evlerin kavurucu güneşten koruyan serin köşelerine has o kokusundan tutun, çitlediğimiz yemyeşil nohutuna kadar. 

Bu özlem bu hasret her zamankinden daha çok farklı…

Evlendim, anne oldum; artık hayatımın farklı bir yön aldığındanmıdır bilemiyorum.

Eskiden anne babamıza ergen psikolojisiyle sitem ederdik “tatilin büyük kısmı boyunca köydemi kalacağız sıkılacağız” diye. Babamın “siz tatil yapacaksınız diye ben ailemi göremezmiyim” deyişi aklımda. 

Ve en çok da uzun süre kalmaktan sıkıldığımız topraklara dair biriktirdiğim ne kadar çok hazine varmış diye zihnimın kıyılarına vurduğunda farkediyorum.

Ambara atılan arpanın, buğdayın tepesine çıkmalarınız, henüz güneş ısıtma sistemi takılmamış babaannenin evinde sıcak su elde etmek için yakılan sobanın yaydığı kendine has kokusu, 

kokusuna hasret kaldığım gül yapraklarını toplayıp bir pet şişeye koyup su ile doldurduktan sonra güneşte bekletmek, bir gül suyu elde etmek ümidiyle. 

Niyeyse akşam ezanının içime saldığı adını koyamadığım farklı duygu.

Ve sayamadığım, belkide zihnimin gün yüzüne henüz çıkarmadığı niceleri…
12/04/2016
  

Advertenties
Geplaatst in: Blog

Geef een reactie

Vul je gegevens in of klik op een icoon om in te loggen.

WordPress.com logo

Je reageert onder je WordPress.com account. Log uit / Bijwerken )

Twitter-afbeelding

Je reageert onder je Twitter account. Log uit / Bijwerken )

Facebook foto

Je reageert onder je Facebook account. Log uit / Bijwerken )

Google+ photo

Je reageert onder je Google+ account. Log uit / Bijwerken )

Verbinden met %s