Ne için yaşıyorduk…?


“Nerden geliyorum, burada neciyim, nereye gidiyorum? “

Bu soru insanoğlunun ömür boyu tutunacağı bir dal gibi yokuşa sürüklenmekten kurtulmasına vesile olur. Yaşamının amacını belirleyip, hayatının her saniyesi bu soruyu kendine sorarak hayatına yön vermiş olur. Böylelikle amacına doğru adım adım ilerlediğini bilmek mutluluk verir.
Bazen amacımıza ulaşmak için elzem bulduğumuz araçlar elde ederiz, veya etmeye çalışırız. Çoğumuz böyle bir aracın “para” olduğunu düşünebiliriz. Hele ki şu son devir adeta tüketim üzerine kurulmuş olduğunu görürsek, para olmazsa olmaz bir araçtır.
Tabi ki bu araç insana doğuştan yana eline sıkıştırılmış birşey olmadığı için insan her türlü ihtiyacı için parayı elde etmeye çalışır.

Şöyle düşünüyorum bir amaç belirliyorsun, hayat yolunda karşına öyle çok şey çıkıyor ki çözmek istediğin. Günlük telaşelerde boğulmamak için çırpınırken amacını unutmuş oluyorsun. Hani bir an işimi yapayım da azıcık rahat bıraksın sussun diye bebeğimizi televizyon önüne koyuyoruz ya. Yada bir türlü uyutamıyorum, anı kurtarma adına sallayarak uyutuyoruz. İşte anı kurtarayım, günü kurtarayım, yılı kurtarayım derken, meğer ömrü hepten denize atmışız bile.

Öyle bir koşuşturma, bir maraton ki, değil oturup düşünmeye, “başımızı kaşıyacak” vakit bulamıyoruz diye dilimizi alıştırmışız.

“Hele bi okulu güzellikle bitireyim, hele bi iş bulayım, hele bi evleneyim barklanayım, çocuk sahibi olayım, ev alalım, vs” gibi ömürdeki kilometre taşı olaylarının arasına da ısrarla sıkıştırmak istediğimiz, nice kendi icadımız olan işleri daha saymıyorum.

Şimdi konumuz neydi?

“Nerden geliyorum, burada neciyim, nereye gidiyorum? “

Bu sorunun ışığı altında hayatımızda halletmek istediğimiz, yukarda da yazdığım onca işlere bakalım.

Bu soruyu sormak zaten insanın kendi başına olmadığını hayatını kulluk şuuruyla yoğurması gerektiğini öğretir.

Peki bu sorunun cevabı kulluk ise hayatımızı bir an olsun gözden geçirelim.

Kulluk için ne yapmam lazım?

Ne yaptım?

Yapmam için ne gerekli? Yaptım mı, yapabildim mi, vb sorular sıralanır zihnimizde.

Avrupa da doğma büyümesin, hem doğduğun, hem doyduğun yer. Özellikle kendin gibi insanlara bakınca çoğunlukla aynı şeyi görürsün. Birsen Taşpınar kitabında bir yerde buna değiniyor, Avrupa’ya ilk göç eden büyüklerimiz nasıl bir hayatta kalma ve ailesini hayatta tutma mücadelesindeydiler. Her günleri bu stres ile geçerdi. Bu takıntı bizde de hala yaşamakta. Onlar geldiler çocuklarının geleceği için. Döneceklerdi, ama çoluk çocuk büyürken yeni doğanlar da oluyor. Çocukların burada belli bir düzeni oturmaya başlıyor. Ve onlar için kalıyorlar. Belki okur çalışır bizimle ve büyüdüklerinde döneriz. Derken gurbet limanına demiri atıyorlar.

Sonra büyüyüp okuyan çocuklar, kimisi işe başlamış, kimisi okumaya devam edebilmiş iken evlilik çağına geliyor. Hikayenin gerisi belli.

Ama tabi ki evlilik hayat kitabında yepyeni bir başlık ve yeni bir mücadele demek. Anne babanın mücadelesini artık kendi kurduğun yuva için sürdürmek demek. Ailem, çocuklarım sıkıntı yaşamasın diye, şartlar da bunu gerektirdiği için maddi refahlarını sağlamaya çalışmak.

Sonu gelmeyen bir kısır döngü gibi bizim gibi sonraki nesiller de hala var. Tabi ki maişet derdi olmayınca olmuyor.

Ama bazen çok bayıyor. Niye mi?

Anlıyorum anne babalarımız, dedelerimiz gerçekten çok sıkıntı çektiler. Hiç bir şeye alnının teriyle emek vermeden ulaşamazsın. Hem çalışmak da ibadet. Ama bunu o derece kompleks yapmaya ne lüzum var. Artık hayatımızdaki bir araç olmaktan çok amaç olmuş yukarda resmetmeye çalıştığım mücadele.

“Çalışmadan eve ekmek girmez, günümüzde sadece erkeğin çalışması yetmiyor bu krizde, çocukların için çalışmalısın.” Bir sonraki adım da ev almak oluyor, çünkü kira parayı çöpe atmak gibi bir şey oluyor. Bizim anne babamızın zamanında onlar gerek sadece babanın çalışmasıyla gerek ikisinin çalışmasıyla belli bir düzen oturtup bir birikim elde edilirdi ve buna göre hareket ederek ev alınırdı. Şimdi ise, kira parayı çöpe atmak anlamına geliyor, ve şimdi bu krizlerle bu piyasayla ev almazsan ileride imkansız olur, yada “gelin” hanım aynı evde oturmayı tercih etmezse başka seçenek gözükmediğinden daha düğün dernek kurulmadan ev alma girişimleri başlıyor.

İşte bütün bu “mutlu aile ve bireyleri” için yapılanları yazarken unuttuğum bir şey yok mu? Anne baba bu mücadeleyi verirken ihmal edilen çocuklar.

O kadar çok zaman geçmemiştir, kendi anne babamız bu gurbet ellerde bizim refahımız için uğraştılar, hala da uğraşıyorlar. Biz onların yüzünü hiç göremezdik, kardeşlerimize bile kendimiz baktık, vesaire deriz. Biz daha çok “ilgili” anne baba olalım, diyorduk hani. Ne çabuk unuttuk. Onlara sadece maddiyat değil, manevi desteği de vereceğim ben anne olsam diyorduk, ne oldu? Söylemesi kadar kolay değil demi. Evlatlarımıza iyi anne baba olmak, maddi eksikliklerinin yanı sıra manevi ihtiyaçlarında yanında olmak sadece “iyi bir anne baba” olmak için değildir. Kulluk vazifesidir. Bu sadece bir örnek değinebildiğim. Kimi de bu probleme şöyle bir çözüm buluyor. “Bakabildiğin kadar çocuk yap”. Sanki insan sipariş veriyor. Bu üzerinde daha çok konuşulacak ayrı bir mesele.

Şu mantık ta bir sıkıntı yok mu? Çalış çalış çalış çocuklarına başkaları baksın, okula gitsin. Ev al iyice borçlan daha çok çalış. Ev almak çocuk için bir yatırım…? Sen çalışacağım diye en çok ihtiyaç duydukları dönem anneliğini yapama. Ama onlar için ev aldım. Onlar büyüyüp sen öldüğünde miras kavgasına girip birbirlerine düşman olmaları için mi?

Evet hayat gerçekten kolay değil, annelerin işi hiç kolay değil. İki arada bir derede kalıyorlar. Babaların da işi zor.

Bu yoğun temponun içinde mola düğmesine bastığımız zaman dilimlerini nasıl değerlendiriyoruz. Hiç öyle çocuklar yatsın, dizimi izleyeyim ben de yatayım yorgunum sabah yine iş diyerek mi?

Keşke “nerden geliyorum, neciyim, nereye gidiyorum?” gibi soruları sesli sorsak, beraberce konuşsak. Kendimizi ara ara rehabilite etme adına hiç değilse bu mevzular konuşulsa. Olsa, yapılsa, yapsak, demekle kalmayıp harekete geçmek ümidiyle.

PhototasticCollage-2015-09-17-23-15-26

Advertenties
Geplaatst in: Blog

Geef een reactie

Vul je gegevens in of klik op een icoon om in te loggen.

WordPress.com logo

Je reageert onder je WordPress.com account. Log uit / Bijwerken )

Twitter-afbeelding

Je reageert onder je Twitter account. Log uit / Bijwerken )

Facebook foto

Je reageert onder je Facebook account. Log uit / Bijwerken )

Google+ photo

Je reageert onder je Google+ account. Log uit / Bijwerken )

Verbinden met %s